Ana Sayfa İletişim



Ana Menü
Çocuklarımız
Duyurular
Köpeklerde Zehirlenmeler


Zehirlenme Hakkında Genel Bilgi

Zehirin tanımlaması konusunda günümüze kadar araştırmacılar ve bilim adamları arasında pek çok fikir ayrılığı oluşmuş ve farklı tanımlamalar yapılmıştır.

Zehir; bir canlının normal vücut fonksiyonlarını etkileyen, bozan, zarar veren hatta ölüme sebep olan madde olarak tanımlandığı gibi her maddenin bir zehir olduğu ancak dozunun ilaç veya zehir olmasını belirlediği görüşüde kabul görmüştür. Buna örnek olarak aspirini gösterebiliriz. Tedavilerde kullanılan ve ilaç olarak tanımlanan aspirin kedilerde zehirlenmeye neden olabilir.

Zehirlenme; ise bir zehirin vücutta kısmi veya total olarak fonksiyon bozukluğuna sebep olması olarak tanımlanabilir.

Günümüzde kedi ve özellikle köpeklerde zehirlenme sıklıkla karşılaşılan bir olgu haline gelmiştir. Kedi ve köpeklerde bir çok bitkisel ve kimyasal madde yanında gazlar, metaller ve organik maddeler zehirlenmeye neden olabilir.

Zehirlenmelerin oluşumuna ve şiddetine; alınan maddenin miktarı, hangi yolla vücuda girdiği, kimyasal özelliği yanında zehiri alan kedi veya köpeğin yaşı, beden ağırlığı ve immun sistem etki eden faktörlerdir. Ayrıca türde çok önemlidir. örneğin bazı maddeler köpeklerde zehir etkisi yapmamasına karşın kedilerde zehirlenmeye neden olabilmektedir.


Zehirlenmeler

Zehirlenmeler kedi ve köpeğinizin başına gelebilecek en tehlikeli olaylardan birisidir.

Zehirlenmenin türüne göre uygulanacak tedaviler farklılık gösterdiğinden mutlaka veteriner hekim müdahalesi gerektirir. örneğin kimyasal bir maddeyle zehirlenmede uygulanacak tedavi ile bozuk bir gıdanın alımı sonucu oluşan zehirlenmede uygulanacak tedavi aynı değildir. Ancak sizin yapabileceğiniz basit bir iki müdahale olayın riskini azaltması açısından önemlidir.

Bozuk gıda alımlarında, temizlik maddelerinin yutulması durumunda, fazla miktarlarda ilaç yutulması gibi durumlarda toksik etki yapan maddelerin vücuttan uzaklaştırılması için yapılacak en önemli ilk iş hastanın hemen kusturulmasıdır. Bu amaçla yarım çay bardağı ılık suya 2 çorba kaşığı tuz atıp bu karışımı içirmeniz onun kolayca kusmasını sağlayacaktır.

Eğer zehirlenmeye neden olan madde kostik etkiliyse yani yakıcı etkisi varsa (örneğin asitler veya alkaliler gibi) hastayı kusturmak sakıncalıdır. Bunun yerine hemen veteriner hekime başvurulmalıdır. O size alınan maddenin cinsine göre ne vermeniz gerektiğini söyleyecek veya çağıracaktır. Asit veya alkali maddeler olarak çamaşır suyu, tiner, deterjanların büyük bir kısmı örnek gösterilebilir.

Zehirlenmeye neden olan maddeyi biliyorsanız özellikle kutusunu yanınıza alarak acilen veterinerinize gitmelisiniz. Bu ilaç zehirlenmelerinde son derece önemlidir çünkü zehirin ne olduğunun bilinmesi eğer varsa kullanılacak antidotun belirlenmesini kolaylaştırır.

Eğer zehirlenme belirtileri (Titreme ve kasılma, koma, güç solunum gibi) gezme dönüşü başlamışsa muhtemelen kimyasal bazlı bir zehirdir ve çok kısa bir sürede etki gösterebileceğinden vakit geçirmeden hemen kusturulmalı ve veteriner hekime ulaşılmalıdır.

Evdeki zehirlenme olaylarını en aza indirgeyebilmek için; temizlik maddelerini kapalı bir yerde saklamak, fare veya karıncalar için kullanılan zehirlerin ulaşılması mümkün olmayan yerlere bırakılması ve sayılarının bir yere not alınması (bir zehirlenme durumunda bunlar sayılarak ihtimal ortadan kaldırılabilir), kullanılan ilaçların bir dolapta saklanması ve evdeki çöp tenekelerinin açılamıyacak şekilde kullanılması gibi önlemler sayılabilir.


Antifiriz Zehirlenmesi

Antifiriz yani etilen glikol kış aylarında araçların motorunda soğutmayı sağlayan su içine konularak suyun donmasını önleyen bir maddedir.


Tanım ;

Görünüm olarak suya çok benzemesi ve tadının beğenilen bir lezzette olması nedeniyle köpekler tarafından kolayca içilmesine ve zehirlenmeye neden olmaktadır.

Ayrıca etilen glikol hidrolik fren yağı, boyalar ve mürekkep içinde de bulunmakta ve bu maddelerin alınması da zehirlenmelere neden olabilmektedir.

Gelişimi nasıldır?

Etilen glikol oral yolla vücuda girdikten sonra sindirim kanalından emilimi çok kısa sürede gerçekleşir ve tüm vücuda yayılır. Karaciğerde enzimler tarafından parçalanarak formik asit, karbondioksit, hidroksiasetik asit, okzalik asit, glisin ve su gibi büyük ---cög---unluğu zehir etkisi gösteren maddelerin oluşumuna neden olur. Bu maddelerde de---gıs---ik mekanizmalar ile zehirlenme oluşturur. Ancak etilen glikolün önemli etkisi, merkezi sinir sistemini baskılanması ve okzalat kristallerinin şekillenerek böbrek yetmezliğine neden olması sonucudur.

Klinik belirtileri nelerdir?

Köpeklerde klinik olarak bulgular yaklaşık olarak zehirin alımından sonraki bir saat içinde görülmeye başlar.

Gözlenebilen ilk bulgu halsizlik ve kusmadır. Genellikle kısa sürede gelişen bir depresyon hali gözlenir.

Ayrıca ataksi, kaslarda güçsüzlük, kalp atım sayısının artması, ishal, ataksi (istem dışı hareket), beden ısısında düşme ve hipokalsemiye bağlı olarak gelişen tetanik kramplarda görülebilir.

İlerleyen durumlarda kan işeme, çırpınmalar ve koma gelişerek ölüm ile sonuçlanabilir.

Sonuç ;

Ölümlerin hangi nedene bağlı olarak geliştiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak zehirin alınmasından kısa süre sonra şekillenen ölümlerde solunum sisteminin ve kasların felci yanında asidoz şekillenmesi de etkin rol oynamaktadır.

Kısa sürede vücutta yayılarak ani ölümlere neden olabileceğinden zehirin alındığı tespit edildiğinde vakit geçirmeden müdahale edilmesi ölümlerin önlenebilmesi için zorunludur.

Tanısı kan ve idrar analizleri ile yapılabilen bu zehirlenmelerde ölüm oranı yüksektir. Ancak erken müdahalelerde medikal tedavilere olumlu cevap alınabilir.


Antu (Alfa Naftil Tyoure) Zehirlenmesi

ANTU, fare mücadelesinde kullanılan gri, mavi renkli tatsız ve kokusuz, suda çözünmeyen bir kimyasal maddedir.


Tanım ;

Fareler için hazırlanan tuzak yemlerine katılarak kullanılır. Hazırlanan bu tuzak yemlerinin köpekler tarafından alınması sonucunda zehirlenmeye neden olur.

Gelişimi nasıldır ?

Oral yolla alınan zehirin sindirim kanalından emilimi çok hızlıdır. Zehirin alınmasından sonra yaklaşık bir saat içinde zehirlenme belirtileri görülebilir. Ölüm çoğu zaman kaçınılmaz gibidir. Ancak erken müdahale ile 12 saatten fazla yaşayabilenlerde kurtulma şansı daha yüksek olabilir. Zehirin vücutta metabolize edilmesi ve atılımıda hızlıdır.

ANTU köpeklerde kusma merkezini etkileyerek kusmaya neden olur bu da doğal bir korunma getirir. Kusma ile zehir dışarı atıldığından emilecek miktarın dolayısı ile etkileyen zehir miktarının azalması fayda sağlar. Ancak midenin dolu olması bu duruma ters etki yapar çünkü mukozada oluşan irkilti gecikir ve zehirin vücutta kalmasına neden olur.


Alınan zehirin sindirim kanalından emilimini takiben ilk gelişim akciğerlerde hücresel geçirgenliğin artmasına bağlı olarak akciğer ödeminin oluşmasıdır. ödem şekillenmesini takiben hava yollarına sızan exudat nedeniyle soluk alıp verme güçleşir. Bunun sonucunda oksijen yetersizliği ve buna bağlı metabolizmalarda aksamaların şekillenmesi nedeniyle asfeksi (solunum güçlüğü) ve koma sonucu ölüm şekillenir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Zehirin oral yolla alınması ile birlikte hızlı bir şekilde klinik belirtiler gözlenebilir.

Başlangıçta salya akıntısı vardır. Su içmek ister ancak kusmalar başlar. Bu devrede huzursuzluk ve halsizlik gibi belirtilerde izlenebilir. Kusmaları takip eden en belirgin bulgu solunum güçlüğüdür. Nabız hızlıdır ancak güçsüz olarak hissedilir. Sallantılı bir yürüyüş ve kasılmaları takiben iyice halsizleşir ve yerden kalkamaz. Vücut ısısında düşme, öksürük, kanlı ve köpüklü burun akıntısı, deride küçük kanama odakları ilerleyen dönemlerde gözlenebilen belirtilerdendir. Ayrıca mukozalarda oksijen yetmezliğine bağlı olarak siyanozlar belirginleşebilir.

Bu klinik belirtilerin görülmesini takip eden koma halinde ağız ve burundan köpüklü sıvı gelebilir. Genellikle bu devreyi takiben ölüm şekillenir.


Sonuç ;

ANTU’ya karşı duyarlılık yönünden hayvan türleri arasında fark olduğu gibi zehirin miktarı, köpeğin aç veya tok oluşu, yaşı ve kolay kusabilmesi gibi pek çok faktör zehirliliği üzerine etkin rol oynamaktadır.

Etkin bir antidotu olmadığından erken müdahale ile zehirin vücuttan uzaklaştırılması tedavide önemlidir.


Arı Sokması Sonucu Zehirlenme

Özellikle köpeklerde sık karşılaşılan arı zehirlenmelerinde arının türü, sayısı, köpeğin bireysel duyarlılığı ve ısırılan bölge önemli faktörlerdir.


Tanım ;

Yaban arıları, bal arıları veya eşek arıları tarafından sokulma nedeniyle zehirlenme oluşabilir.

Gelişimi nasıldır?

Yapılan araştırmalar arı zehirinin asit ve alkali nitelikte farklı iki bezin salgısının karışımından oluştuğunu ve bu nedenle iki farklı etki oluşturduğunu göstermektedir.

Asit salgılar flegmon ve hemolize, alkali salgılar ise neurotoksik etkiye neden olmaktadır (tüm arı zehirleri hyaluronidaz ve fosfolipaz enzimi içermektedir).

Arının iğnesini sokması ile birlikte zehir deri yolu ile vücuda girer ve öncelikle bölgesel daha sonrada genel etki yaparak zehirlenmeye neden olabilir. Lokal etki özellikle sokulan bölge yönünden önem taşımaktadır. Ağız içi veya boğaz bölgesinden sokmalarda, bölgede oluşan  şişkinliğe bağlı olarak şekillenen solunum güçlüğü nedeniyle ölüm görülebilir. Oysa farklı bir bölgede oluşan lokal bir şişkinlik fazla bir önem taşımayabilir. Ayrıca göz çevresinde oluşan  şiş kinlikler körlüğe ve bel bölgesinde oluşan şişkinlikler sinirlere baskı yaparak felçlere neden olabileceğinden önemlidir.

Birden fazla sayıda arı sokması halinde yoğun zehir alımı sonucunda kısa sürede zehirin damarlara sızması ile genel etki başlayabilir ve zehirlenme belirtileri görülebilir.

Ancak arının salgısında bulunan proteine karşı bünyesel duyarlılığı olan köpeklerde tek bir arı sokması dahi öldürücü olabilir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Aniden acı bir çığlık atılması, huzursuzca koşuşturmaya başlaması, sokulan bölgeyi yalamak istemesi belirgin klinik bulgulardır. Sokulan bölgede kızarıklık ve şişkinlik gözlenebilir. Bölgede kaşıntı belirgindir. Zamanla şişkinlik ödemli bir hal alabilir.

Ancak arının yutulması sırasında ağız içinde oluşan sokma olaylarında belirgin bulgu boğazına bir şey takılmışçasına çıkarma çabaları ve ilerleyen bir solunum güçlüğüdür.

Yoğun arı saldırısının söz konusu olduğu durumlarda tüm vücutta yaygın bir kızarıklık,  şişkinlik, solunum güçlüğü, nabız sayısında ve solunum sayısında artış, titremeler, kusma, kramplar ve kısa sürede gelişen bir koma hali görülebilir.

Sonuç ;

Özellikle yutma sırasında oluşan ve fazla sayıda arı saldırısının söz konusu olduğu durumlarda hayati tehlike yaratabilen arı sokmalarında erken müdahale yapılması önem taşımaktadır. öncelikle zehirin genel etkisine karşı antihistaminikler ve dolaşımı uyaran ilaçlar yanında, solunumun rahatlatılması önemlidir.


Barbituratlar İle Zehirlenme

Barbiturat veteriner hekimlikte anestezi amacıyla kullanılan maddelerdendir. Yetkin olmayan kişiler tarafından kullanılması veya doz aşımı halinde zehirlenmeye neden olabilirler.

Tanım ;

Ayrıca açıkta bırakılan uyku ilaçlarının yenilmesi sonucunda da zehirlenmeye neden olurlar. özellikle obur köpeklerde sık karşılaşılan bir durumdur.

Gelişimi nasıldır?

Barbituratlar medulladaki solunum ve vazomotor merkezi felç ederek ölüme sebep olabilir.

Kullanımı çoğunlukla kas içi ve damar içi yolla olur. Damar içi yolla uygulandığında kısa sürede etkisi başlar ve kaslarda hızlı bir gevşeme oluşur. Daha sonra hiç bir reflekse cevap vermeyecek durumda uyku haline geçer. Doz aşımının söz konusu olduğu durumlarda uyku hali daha da derinleşir ve solunum durabilir.

Klinik belirtileri nelerdir?

İlacın uygulanmasını takip eden 5-10 dk. içerisinde kaslarda, gevşeme uyku hali, göz refleksinin hafiflemesi ve kaybolması gözlenebilen ilk belirtilerdir.

Yüksek doz uygulamalarında yani zehirlenme halinde bu belirtiler daha ileri derecelerde gözlenir. Ayrıca solunumun zayıflaması ve durması, nabızın atmaması ve bir kaç dakika içerisinde kalp atımlarınında durması sonucu ölüm şekillenebilir.

Sonuç ;

Kontrollü olarak kullanıldığında etkin bir anestezik madde olan barbitürat zehirlenmelerinde erken müdahale edilmesi hayati tehlikeyi ortadan kaldırabilir. özellikle solunumun desteklenmesi ve kalp-dolaşım sistemini uyaran ilaçların uygulanması yeterli olabilmektedir.


Dicumarol Bileşikleri İle Zehirlenme

Dicumarol bileşikleri rat (fare) zehiri olarak kullanılan tatsız ve kokusuz bileşiklerdir.

Tanım ;

Dicumarol bileşikleri içinde sık kullanılanları, cumaphen(warfarin), cumateralyl (rakumin) ve cumafuryl (fumarin) dir.

Köpekler dikumarol bileşiklerine oldukça duyarlıdır ve zehirin alınmasından kısa süre sonra kanın pıhtılaşma yeteneğindeki kayıp ve damar geçirgenliğinin artması nedeniyle şekillenen iç kanama sonucunda ölebilirler.

Gelişimi nasıldır?

Dikumarol bileşikleri karaciğerde sentezlenen ve kanın pıhtılaşma mekanizmasında görev yapan protrombinin yapımını engelleyerek ve özellikle kapillar damarların geçirgenliğini artırarak etki yaparlar.

Damar çeperlerinde hasar şekillenmesine bağlı olarak gelişen bu durum deride görülen peteşiyel kanamaların başlıca nedenidir.

Zehirin yüksek miktarda alımına bağlı olarak akut bir zehirlenme gelişir ve kısa sürede şekillenen iç kanama ve şok belirtileri gözlenebilir.

Zehirin az miktarda alınmasına bağlı olarak zehirlenme belirtilerinin görülmesi ve deride peteşiyel kanamaların şekillenmesi daha uzun bir sürede olabilir.

Zehirin az miktarda uzun süreli alınması sonucunda belirtiler daha geç gözlenebilir ancak bu tür durumlarda ölüm genellikle kaçınılmaz sonuçtur.

Klinik belirtileri nelerdir?

Klinik olarak görülen ilk bulgu mukozaların solgunluğu ve deride peteşiyel (nokta tarzında) kanamalardır. Solunum ve nabız hızlıdır.

Damarlardaki geçirgenliğin artışı nedeniyle çok hafif bir darbe sonucu dahi deride yaygın hematomlar (deri altında yaygın kanamalar)şekillenebilir.

Burun kanamaları ve kanlı bir dışkı görülebileceği gibi kusma esnasında da kan görülebilir.

Erken müdahale edilmeyen durumlarda şekillenen iç kanama şok tablosunun gelişmesine neden olur. Hasta halsizdir ve ayağa kalkamaz. Vücut ısısının sürekli düşmesi durumun kötüye gittiğini işaret eden önemli bir bulgudur.

Sonuç ;

Köpeklerde sık karşılaşılan ve erken müdahale edilmediği taktirde mutlak ölümle sonuçlanan dikumaraol bileşiklerinin zehirliliğinin artışına neden olan bazı faktörler vardır.

Bu faktörler; kemoterapi veya yağlı besinlerle beslenme nedeniyle K vitamini noksanlığı olması, karaciğerde hasar ve bu nedenle pıhtılaşma faktörlerinin üretiminde azalma olması, yavru olması veya pıhtılaşma faktörlerinin yetersiz olması, böbrek yetmezliği olması.

Sulfonmidler gibi K vitamini sentezleyen bakterilerin gelişimini engelleyen ilaçların kullanılıyor olması doğrudan kanın pıhtılaşma mekanizmasında etkin olan faktörlerdir.

Bu faktörlerin bir veya bir kaçının bir arada bulunması tedavinin başarısızlığına ve ölümün daha kısa sürede şekillenmesine neden olabilir.


Fosfor Zehirlenmesi

Fosfor doğada değişik şekilerde bulunur.


Tanım ;

Vücutta nükleik asit ve fosfolipitlerin yapısında yer alarak enerji metabolizmasında görev alan fosforun dışında, rat zehiri olarak kullanılan ve zehirlenmeye neden olan beyaz fosfor olarak bilinen şekli oral yolla alındığında oldukça güçlü bir toksik etki yapar.

Gelişimi nasıldır?

Fosfor içeren preparatın oral yolla alımından sonra sindirim kanalından emilmesi kolay ve çabuk olur. Vücutta fosfat haline dönüşerek kolinesteraz enziminin oluşumuna engel olmak suretiyle etkisini gösterir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Klinik olarak gözlenebilen ilk belirti huzursuzluk ve kusmadır. Kusma esnasında çıkarılan içeriğin ve solunum havasının sarmısak kokması karekteristik bir belirtidir.

Salya artışı, sancı belirtileri, solunum güçlüğü de gözlenebilecek belirtilerdendir.

İlerlemiş durumlarda konvülsiyonlar, istem dışı idrar ve dışkılama ve koma şekillenmesi söz konusudur. Bunu takiben ölüm görülebilir.

Sonuç ;

Genellikle ani ölümlere neden olmadığından fazla gecikilmeden yapılan medikal tedavilere olumlu cevap alınabilir. Tedavide sindirim sistemindeki zehirin uzaklaştırılması esas alınmalıdır. Bu nedenle yapılacak ilk işlem kusturmak olmalıdır. Bu amaçla ılık suya bir çorba kaşığı tuz katarak içirmek fayda sağlayacağı gibi veteriner hekim kontrolünde kusturucu ilaçlar da uygulanabilir.


Organik Fosforlu İnsektisidler İle Zehirlenme

Veteriner hekimlikte ve tarımsal mücadelede kullanılan asuntol, neguvon, diazinon, malathion vb. alkil fosfataz ve fosforik asit türevi olan antiparaziter ilaçların alınmasına bağlı olarak şekillenir.

Tanım ;

Çok geniş bir sahada kullanım alanı olan organik fosforlu insektisitler, suda az yağda ise yüksek oranda çözünürlüğe sahiptirler. Kullanım alanlarının fazla olması pek çok yolla temasa ve dolayısı ile zehirlenmeye neden olduğundan sık karşılaşılan zehirlenmelerden biri olarak kabul edilebilir.

Kediler yiyecekleri konusunda daha titiz ve dikkatli olduklarından kedilerde görülme oranı köpeklere göre daha azdır. Kedilerde ölmüş farenin yenilmesine bağlı olarak veya tarımsal alanların havadan ilaçlanmasına bağlı olarak daha kolay şekillenebilir.

Ayrıca ilaç kaplarının kullanılması veya açıkta bırakılması, insektisid tedavisinde ilaçların iyi doze edilememesi gibi bir nedenle zehirlenme şekillenebilir.

Gelişimi nasıldır?

Organik fosforlu insektisidler; sindirim, solunum, deri ve konjuktival yolla vücuda girebilir. Vücut dokularında lokal bir birikim göstermeksizin tüm vücuda yalılırlar ve yüksek dozları bu nedenle ani ölümlere neden olabilir.

Vücuda girdikten sonra başta karaciğer olmak üzere dokularda enzimatik etkiye maruz kalırlar. Genel olarak organik fosforlu insektisidlerin çoğunluğu uğradığı metabilik değişim sonucunda suda kolay çözünen metabolitlere dönüşerek zehirlenmenin hızla şekillenmesine neden olurlar.

Etkileri asetil kolini parçalamaları ve ilgili enzimi (asetil kolinesteraz enzimi) bloke etmelerine bağlıdır. Vücutta tüm sinir uçlarında, düz kaslarda merkezi sinir sisteminde asetilkolin birikimine ve sinirlerin aşırı uyarımına neden olur.

Ölüm genellikle solunumun bloke olmasına bağlı olarak şekillenir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Klinik belirtilerin görülmesi etkene ve miktara göre değişik sürelerde olabilir. Bu belirtiler zehirin alınması ile hemen görülebileceği gibi bir iki saat içerisinde de başlayabilir.

Genellikle ilk görülen belirti salya artışı ve çeşitli kas kümelerinde gözlenen seyirme ve titremelerdir. Kaslardaki güçsüzlüğe bağlı olarak sallantılı bir yürüyüş görülebileceği gibi kısmi felçlerde şekillenebilir.


Bulantı, kusma, sancı ve kramp, istem dışı çiş ve kaka yapma, soluk alıp vermede güçlük, dil, göz kapağı ve yüz kaslarında titremeler, refleks kayıpları görülebilir. Mukozalar yetersiz oksijen nedeniyle siyanotik bir görünümde olabilir.

İlerlemiş durumlarda bronşlarda ve larekste gelişen spazmlara bağlı olarak solunum yetmezliği belirtileri gözlenir ve koma şekillenerek ölüm gerçekleşebilir.

Sonuç ;

Organik fosforlu bileşiklerin düşük dozlarda uzun süreli alınması halinde vücutta tolerens gelişebilir. Köpekler bu duruma oldukça dayanıklıdır. Zehirlenme belirtilerinin görülmesi uzun süreler sonunda olur.

Organik fosforlu insektisidlerin zehirliliği bir çok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. örneğin ortamın ısısı, ilacın türü, köpeğin yaşı, cinsiyeti, ilacın miktarı ve birkaç organik fosforlu maddenin bileşik halde bulunması gibi.

Tüm zehirlenmelerde olduğu gibi erken müdahale hayat kurtarıcı olabilir.

Tedavisinde önemle dikkat edilmesi gereken solunumun desteklenmesidir.

Eğer organik fosforlu bir madde ile zehirlendiğini düşünüyorsanız veteriner hekimin müdahale etmesi için beklenilen sürede sizin yapabileceğiniz en iyi yardım onu kolay soluk alacağı bir pozisyona getirmek, ortamın bol oksijen almasını sağlamak ve solunum durduğunda eğer yapabiliyorsanız suni teneffüs yaptırmaktır.


Striknin Zehirlenmesi

Striknin Hindistan, Güneydoğu Asya ve kuzey Avusturalyada yetişen Kargabüken bitkisinin tohumlarından elde edilen bir alkaloid maddedir. Suda çözünmeyen kristalize bir tozdur. En çok striknin sülfat tuzu şeklinde bulunur ve kullanılır.

Tanım ;

Rat zehiri olarak kullanılan striknin özellikle sokakta yaşayan köpeklerin öldürülmesi amacıyla bazı belediyelerin sıklıkla kullandığı bir zehirdir.

Gelişimi nasıldır?

Striknin ağız yolu ile alındıktan sonra sindirim sisteminden emilimi ve vücutta yayılması çok hızlıdır. Vücutta herhangi bir dokuda birikmez ancak karaciğer ve böbrekte daha yüksek yoğunluğa erişebilir.

Zehirlenmenin gelişimine etki eden en önemli faktör alınan zehirin miktarıdır. Yüksek dozlarda alınması etkisinin hızlı olmasına neden olmaktadır. Ayrıca midenin dolu veya boş olması da zehirin toksititesine etki eden bir diğer faktördür. Boş mide de emilim daha çabuk olacağından zehir etkisini kısa sürede gösterebilir. Ancak dolu olması da kusmayı engelleyebileceğinden dezavantaj olarak kabul edilebilir.

Striknin merkezi sinir sisteminde sinir hücreleri üzerine etki ederek omurilik ve beynin refleks uyarımlarında artışa ve bu nedenle çırpınmalara yol açar.

Özellikle solunum kaslarında şekillenen aşırı uyarım ve kasılmalar sonucu görülen solunum yetmezliği ölüme sebep olabilir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Zehirin alınmasından kısa süre sonra klinik belirtileri görmek mümkündür. Klinik belirtiler alınan zehirin miktarı ile ilişkili olarak değişiklik gösterebilir. çok az miktarda bir zehir alımı söz konusu ise gözlenebilen belirtiler huzursuzluk ve kas titremeleridir. İlerleyen zamanlarda titremeler sıklaşarak aralıklı kasılmalar, solunumun hızlanması ve boyun tutulmaları gibi belirtiler görülebilir.

Yüksek miktarda zehir alınması halinde titremeler ile başlayan, aralıklı nöbetler halinde gözlenen kasılma ve çırpınmalar karekteristiktir. Tüm kaslarda kasılma söz konusudur. özellikle bacaklar ve boyun kasılmış halde yerde yatar. Kasılmalar arasında gevşeme dönemleri olabilir. Bu dönemlerde en hafif uyarıya karşı dahi refleks verir ve tekrar kasılabilir.

Kalp atım sayısında ve solunum sayısında artış, pupillalarda büyüme ve solunum güçlüğü de gözlenebilen belirgin bulgulardır.

Başlangıçta bilinci yerinde olmasına karşın oksijen yetersizliğine bağlı olarak beyinin oksijensiz kalması sonucu ilerleyen dönemlerde şuur kaybı gözlenebilir.

Kaslardaki sertliğin artması, solunumun engellenmesi ve kanın oksijeni tutma kapasitesinin düşmesine bağlı olarak dokularda siyanoz şekillenebilir.

Kasılmaların sıklaşması ve şiddetinin artması, solunum güçlüğü ve siyanoz kötüye gidişi gösteren bulgulardır.

Sonuç ;

Oral yolla alındıktan sonra yaklaşık 16- 24 saat içinde vücuttan atılan stiriknin zehirlenmelerinde bu süre atlatıldığında zehirlenen köpeğin yaşama şansı yükselmektedir.

Ölüm solunum yetmezliği sonucu görüldüğünden zehirlenme durumunda ilk olarak solunumu rahatlatıcı önlemlerin alınması faydalıdır. Ancak bunun yanında zehirin vücuttan kısa sürede uzaklaştırılması da büyük önem taşımaktadır.

Striknin çabuk emilerek kısa sürede yüksek toksisiteye ulaştığından erken müdahale önemlidir. Zehirin alındığını gördüğünüz veya şüphe ettiğiniz taktirde kusturmanız zehirin etkinliğini azaltacağından faydalı olacaktır.


 

Çocuklarımız
 
Daisy Aşk  
 

Bizden Haberler

Ziyaretçi Sayısı
Şu An Sitede: 1
Bugün : 11
Dün : 21
Bu Ay : 943
2012 © Mutlu Köpekler - Silvanuss Sistem ile hazırlanmıştır.
20103 Tekil Ziyaretçi

Kullanıcı Adı Şifre